<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xml:base="http://www.offcourse.com.tr"  xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel>
 <title>OffCourse</title>
 <link>http://www.offcourse.com.tr</link>
 <description></description>
 <language>tr</language>
<item>
 <title>Sıklıkla Yanlış Anlaşılanlar İçin 7 Maddelik Doğru Anlaşılma Reçetesi</title>
 <link>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/siklikla-yanlis-anlasilanlar-icin-7-maddelik-dogru-anlasilma-recetesi</link>
 <description>&lt;div class=&quot;field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-items&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-item even&quot;&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.offcourse.com.tr/sites/default/files/dogru-anlasilmak-icin-7-maddelik-recete.jpg&quot; /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;İletişimin başındaki en büyük belalardan birisi kuşkusuz yanlış anlaşılmak. Siz güzel bir şey söylemek istiyorsunuz ancak karşınızdaki kişi birden öfkeleniyor; siz bir uyarıda bulunmak istiyorsunuz ama karşınızdaki kişi bunu anlamıyor; siz bir soru soruyorsunuz ancak karşınızdaki kişi başka bir şeye yanıt veriyor. Bu örnekleri dilediğiniz kadar artırmak mümkün.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[banner]&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Bu durumlarda yanlış anlaşıldığını düşünen kişi genellikle kendisini haklı görüp yanlış iletişimin hatasını karşı tarafta bulduğundan iletişimi düzeltmek de pek mümkün olmuyor. Eğer bu tür kazalar başınıza sıklıkla geliyorsa, aşağıdaki 7 maddelik doğru anlaşılma reçetesine bir göz atabilirsiniz:&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;1-) Vermek istediğiniz mesajı en önce ve açıkça verin:&lt;/strong&gt; Söylemek istediğiniz şeyi yumuşatmak veya karşınızdaki kişiyi üzmemek gibi nedenlerle konuyu dağıttığınızda mesajınızın etkisini de azaltmış olursunuz. Herkesin sizi çok detaycı şekilde, büyük bir dikkatle dinlediğini düşünmeyin. Söylemek istediğinizi sözü dolaştırmadan, süslemeden, değiştirmeden açık bir şekilde ve en başta söylemeye çalışın. Eğer karşınızdaki kişi söylediklerinizi yanlış anlarsa, onu ikna edecek şeyler söylemeyi, o zaman düşünebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;2-) Mimik, canlandırma, ses tonunuzu değiştirmek gibi tekniklere başvurmayın:&lt;/strong&gt; Kendinizin veya başkasının sözlerini aktarırken mimiklerle, el işaretlerinizle veya ses tonunuzu değiştirerek bir duygu yaratmamaya özen gösterin. Sözleri olabildiğince duygusuz ve nesnel bir ifadeyle aktarın.  Mesajınızdaki vurgular, anlatım şeklinizden değil seçtiğiniz sözcüklerden kaynaklansın.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;3-) Yanlış anlaşılmasından korktuğunuz bir konu varsa bunu açıkça söyleyin:&lt;/strong&gt; Eğer deneyimleriniz, karşınızdaki kişinin sözünüzü ne şekilde yanlış anlayabileceği konusunda bilgi veriyorsa bunu açıkça söyleyin. Yanlış anlaşılacak kapıları baştan kapatmak mesajınızın doğru hedefe ulaşmasına yardımcı olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;4-) Uzun cümleler, az bilinen terimler ve dağınık bir anlatımdan uzak durun:&lt;/strong&gt; Konuşmadan önce söyleyeceklerinizi planlayın ve mesajınızı verirken olabildiğince kısa cümleler kurmaya özen gösterin. Daldan dala atlayan bir konuşma tarzı, karşınızdaki kişinin ana mesaja odaklanmasını zorlaştırabilir. Karmaşık bir anlatım ve çok sayıda yabancı terim kullandığınızda karşı tarafın zihninde ‘acaba’ sorularının artacağını göz önünde bulundurun.  &lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;5-) Mesajınızın anlaşılıp anlaşılmadığını teyit edin:&lt;/strong&gt; Konuşmanın sonunda, söylemek istediğinizin anlaşılıp anlaşılmadığını açıkça sormak iyi bir fikir olabilir. Bunu yapmanın mümkün olmadığı durumlarda farklı sorularla böyle bir sorgulama yapmayı deneyebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;6-) Mesajınızı verdikten sonra sözü fazla uzatmayın:&lt;/strong&gt; Eğer söylemek istediğiniz konuyu bitirdiyseniz sözü fazla uzatarak dağılmasına izin vermeyin. Konuşma boyunca, odaklandığınız mesaja ayırdığınız süre ne kadar fazla olursa etkisi de o oranda artacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;7-) Kişisel yorumlardan uzak durun:&lt;/strong&gt; Konuşmanızın konusu ne olursa olsun, karşınızdaki kişi veya orada olmayan üçüncü kişilerle ilgili yorum yapmayın. Mesajınızı kişilere değil, olaylara dayanarak oluşturun. Kişisel yorumlar, karşınızdaki kişinin savunmaya geçmesine neden olarak konuyu başka bir noktaya çekebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;Burak Kaya&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[reklam]&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description>
 <pubDate>Tue, 23 Oct 2018 10:45:15 +0000</pubDate>
 <dc:creator>burak</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">1518 at http://www.offcourse.com.tr</guid>
 <comments>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/siklikla-yanlis-anlasilanlar-icin-7-maddelik-dogru-anlasilma-recetesi#comments</comments>
</item>
<item>
 <title>“Utanmayı Unut ki Rahat Yaşayabilesin”</title>
 <link>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/utanmayi-unut-ki-rahat-yasayabilesin</link>
 <description>&lt;div class=&quot;field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-items&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-item even&quot;&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.offcourse.com.tr/sites/default/files/neyzen-tevfik.jpg&quot; style=&quot;width: 600px; height: 350px;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;Neyzen Tevfik&lt;/strong&gt;’e destek olmak isteyen &lt;strong&gt;Hasan Âli Yücel&lt;/strong&gt;, ona bir miktar para vermek isteyince Neyzen “Mataram ağzına kadar rakı dolu” diyerek, parayı geri çevirmiş. Yücel “Neyzen, utandırdın beni!” dediğindeyse &lt;strong&gt;Neyzen Tevfik&lt;/strong&gt; şöyle yanıt vermiş:&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;“Utanma üstat, utanma! Utanmayı unut ki rahat yaşayabilesin. Bak ben kimseden utanıyor muyum?”&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Elbette &lt;strong&gt;Neyzen Tevfik&lt;/strong&gt;, bu sözüyle utanmazlığı yüceltmiyor. Bana kalırsa Neyzen, utanma duygusunun altındaki çarpık ahlak anlayışına karşı çıkıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Utanma duygusu, genel olarak erdemli insanlara özgü bir nitelik gibi sunuluyor. Oysa çevremize baktığımızda, utanma duygusuna gereksinimi olanların bundan hiç nasibini almadığını, utanmaya pek gereksinimi olmayan kişilerinse aşırı bir utangaçlıkla kendilerine eziyet ettiklerini görüyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Eğer adaletsizlik, fırsatçılık, rantçılık utanmaya neden olsaydı, utanma duygusu gerçekten de bir toplumu ayakta tutan öğelerden birisi olabilirdi. Ancak günümüzde adaletsizliği yapanların değil de adaletsizliğe uğrayanların utanması bekleniyor. Gelir dağılımındaki bozulmanın sonucu olarak, sömürüden kâr eden mutlu azınlığın, zenginliğinden değil de; mutsuz çoğunluğun, yoksulluğundan utanması isteniyor. Gelir adaletsizliğinin bir yanında insanlar lüks otomobilleriyle övünürken, diğer yanda çocuğuna pantolon alamamanın utancıyla bir baba yaşamına son veriyor. Yoksulluğundan utanması beklenen kişi, hele bir de eleştiride bulunmaya yeltenirse, sistem ona acımayı bir yana bırakıp bu sefer onu suçlamaya başlıyor. &#039;Utanmaz&#039; sözcüğü işte bu durumlarda kullanılıyor. Kendisine dayatılan ahlak anlayışı uyarınca utanması gereken kişi, eğer bu beklentiye yanıt vermezse dışlanıyor, &#039;utanmaz&#039; ilan ediliyor. Parasal güce sahip kişiler için akla gelmeyen utanma refleksi, yoksullar söz konusu olduğunda en ağır şekilde dile getiriliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Egemen güçler, toplumsal ahlakı öylesine denetimleri altına almışlar ki, utanma duygusunun yalnızca kendi inanç ve ahlak anlayışlarına göre belirlenmesini istiyorlar. Bu anlayışa uymayanların ise davranışlarından dolayı utanç duymasını bekliyorlar.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[banner]&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Ev işlerini yapmak istemeyen bir kadın, ödevini yapmak istemeyen bir öğrenci veya işe gitmek istemeyen bir adam, bu durumundan utanmalı. Farklı cinsel yönelimlere sahip kişiler, bu utanç verici durumu gizlemeli. Hatta hamile kadınların, durumlarından utanıp evde kalmalarını bekleyecek kadar çarpık bir ahlak anlayışını dile getirmek bile mümkün. Sakatların sakatlıklarını gizleme eğilimi de bu türden bir toplumsal baskının sonucu.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Eğer mahallenizde yaşayan bir kişi, içinden bir şey bulmak umuduyla çöpleri karıştırıyor ve bundan utanç duyuyorsa, o utanç aslında mahallenin utancı olmalı. Demek ki komşular yemeğini paylaşmamış. Eğer bir kişi, çocuğuna pantolon alamadığı için yaşamına son veriyorsa bu utanç o ülke insanlarının ortak utancı olmalı. Sevginin, hoşgörünün, dayanışmanın egemen olduğu bir toplumda, işsiz kalan bir kişi için, eski, yırtık veya farklı renkteki bir pantolon, utanma nedeni olabilir mi?&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Elbette bunları yazarken, bu düzenin kolayına değişmeyeceğini de biliyorum. O zaman bize düşen, bizi böylesine küçük gören bu utanç anlayışına gereğinden fazla yüz vermemek olmalı. İşsiz kalmış, yoksullaşmış veya belli noktalarda toplumdan uzak düşmüş olabiliriz. Eğer üzerimizde bir psikolojik baskı hissediyorsak, Neyzen Tevfik’in Hasan Âli Yücel’e söylediği sözleri kendimize hatırlatmakta yarar var:&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;“Utanmayı unut ki rahat yaşayabilesin.”&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;Burak Kaya&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[reklam]&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description>
 <pubDate>Mon, 08 Oct 2018 22:48:07 +0000</pubDate>
 <dc:creator>burak</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">1511 at http://www.offcourse.com.tr</guid>
 <comments>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/utanmayi-unut-ki-rahat-yasayabilesin#comments</comments>
</item>
<item>
 <title>Dinlenmek Yetmez</title>
 <link>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/dinlenmek-yetmez</link>
 <description>&lt;div class=&quot;field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-items&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-item even&quot;&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.offcourse.com.tr/sites/default/files/dinlenmek-yetmez.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Bir müşterim beni telaşla aradı, “Uygunsanız konuşabilir miyiz?” dedi ve onay alınca konuşmaya başladı. Ben de kendisini sabırla dinledim. Anladığıma göre canı bayağı sıkılmış. İş hayatındaki zorluklar, hedefe ulaşmadaki güçlükler veya patronun baskısı değilmiş onun canını sıkan. Elemanlarının aynı hataları tekrar tekrar yapması üzmüş hatta sinirlendirmiş kendisini. Detaylarına kadar anlattı. Ben nesnel bir şekilde yapılacak işi iyi tarif edip etmediğini sordum; iyi tanımlamış. Peki, ona nasıl yapılacağını göstermiş mi? Evet göstermiş. Son soru, birlikte yapmış ve onu izlemiş ona geri bildirim vermiş mi? Kaç defa hem de. Eh adam haklı değil mi? Israrla aynı hatayı tekrar eden kişinin isteksizliği veya sorumsuzluğuna kadar gitti konuşma. Ama müşterim konuştukça rahatlamıştı ve “Sağ olun beni dinlediğiniz için” dedi. Sonra dayanamadı yine “Ben ne yapmalıyım şimdi?” diye sordu. Tam bir öneri verecekken kendi çözümünü sundu: “Ben tatile çıksam biraz dinlesem işe yarar değil mi?”&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[banner]&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Kestirmeden gideyim. Bu gibi durumlarda dinlenmek yeterli değildir. Evet sinirlerimiz gerginleşir, sabrımız taşar ve biraz tatil biraz dinlenme bize iyi gelebilir. Çünkü zihinsel yorgunluk bizi taş taşımış gibi yorar. Dinlenince de fiziksel olarak rahatlarız, ancak gördüğünüz gibi yalnız fiziksel olarak rahatlarız. Oysa bir çözüm daha vardır. Bu da yenilenmektir. Yenilenmek fiziksel dinlenmenin ardından veya ona koşut gelebilir. Gelmeyebilir de. Şaşırmayın. Yenilenme daha çok duygusal ve zihinsel bir süreç sonucu ortaya çıkar. Fiziksel yorgunluğu dinlenerek (TV karşısında yatmak dinlenmek değildir, aman dikkat) atlatabiliriz. Öte yandan belki fiziksel aktivite yaparak (yürümek, spor yapmak) zihinsel olarak yenilenebiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Müşterime bunları anlattığımda o hazır bir reçete istedi benden. “Ne yapayım yani, duygusal ve zihinsel olarak nasıl yenileneyim?”&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Öneriler aslında basittir. Hemen her gün çok önemli uğraşılar için enerjimizi harcıyoruz, kazanç elde edelim, işler sonuçlansın diye çabalıyoruz. Yenilenme içinse farklı aktiviteler yapabilirsiniz:&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Arkadaşlarınızla sohbet edin, gerginleşecek konular değil eski güzel anılar üzerine konuşun.&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Sevdiğiniz bir kişiyle (ya da yalnız) bir parka gidin orada yürüyün, konuşun, hatta mümkünse konuşmayın.&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Doğaya yakın olun, ağaçların sesini dinleyin. Kuşları, kedileri izleyin onlara dalın gidin. Deniz dalgalarının üstünde bir ceviz kabuğu gibi sallandığınızı hissedin.&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Bir okulun önünden geçin, bahçede koşuşturan çocuklara bakın, onların o yüksek seslerini bir konser sayın.&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Veya birkaç küçük hediye alın, yaşlı tanımadığınız insanları ziyaret edin. Bakımevlerini dolaşın.&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Çocuk bakımevlerine uğrayın, tanımadığınız çocukları sevindirin.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Müşterim, beni kulağıyla dinledi ama dinledi mi bilmiyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Yenilenme ile dinlenme arasındaki farkı anladığını umuyorum.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;Fuat Yalçın&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[reklam]&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description>
 <pubDate>Sat, 29 Sep 2018 00:27:06 +0000</pubDate>
 <dc:creator>burak</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">1509 at http://www.offcourse.com.tr</guid>
 <comments>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/dinlenmek-yetmez#comments</comments>
</item>
<item>
 <title>“Manevi Bir Çöküşün En Büyük Belirtisi, Kişinin Yaptığı İşin Çok Önemli Olduğunu Düşünmeye Başlamasıdır”</title>
 <link>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/manevi-bir-cokusun-en-buyuk-belirtisi-kisinin-yaptigi-isin-cok-onemli-oldugunu-dusunmeye</link>
 <description>&lt;div class=&quot;field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-items&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-item even&quot;&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.offcourse.com.tr/sites/default/files/manevi-bir-cokus.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Tanıdığım bazı kişiler Bertrand Russell’ın bu sözünü doğrular nitelikte. Russell da bu sözü söylerken mutlaka yaşayan örneklerini düşünerek söylemiş olmalı.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Manevi bir çöküş denildiğinde ben kişinin evrensel ilkelerden ve içinde yaşadığı toplumca kabul gören değerlerden uzaklaşmasını anlıyorum. Bilerek, isteyerek erdemlerini unutma hali. Bu erdemler bir öğretmen için de bilim insanı için de avukat için de büyük bir şirketin sahibi için de üç aşağı beş yukarı aynı şeyler: Adalet, nezaket, eşitlik, doğaya saygı, dürüstlük, insan hakları…&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Diyelim ki mesleğinde gelecek vadeden başarılı bir bilim insanısınız. Ya da işinde ilerlemek isteyen bir yönetici adayısınız. Tümüyle inanmasanız bile en azından etik değerlerin ne anlama geldiğini biliyorsunuz. Peki bu değerleri yüceltmek dururken, neden yerle bir edecek bir yola giresiniz ki?&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[banner]&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Bana öyle geliyor ki burada örnek olarak aldığımız kişilerin mesleki ve toplumsal değerlerden uzaklaşmasının ana nedeni özgüvenlerinin yükselmesi. Eskiden kendisine destek olabileceğini düşündüğü kişileri artık engel gibi görmeye başlaması. Eskiden inandığı ilkelerin artık bir zaman kaybı haline dönüşmesi. Kendisinin büyüklüğü ve diğerlerinin küçüklüğü karşısında, adalet kavramının artık kendi çıkarlarına zarar vermeye başlaması. Nezaketin gereksiz, saygının anlamız görünmesi. Sonuca varmak dışındaki her şeyin anlamını yitirmesi.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Buradaki duyguyu belki şöyle anlatabiliriz: Kendi gücüne öylesine inanmak ki, o gücün yanında tüm değerlerin anlamını yitirmesi. İyilik yapılacaksa, bu iyilik de kendi gücünden kaynaklanan bir iyilik olmalı. Adalet, dışarıdan gelen değil kendi gücünün sağladığı ve dağıttığı adalet olmalı. Kendi işinin dışındaki tüm işlerin sıradan, kendi zamanının yanında diğer insanların zamanının değersiz kalması. Manevi anlamda bir güç zehirlenmesi gibi düşünebiliriz buradaki örneği.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Bu tür insanların ilk vazgeçtikleri özelliklerinin başkalarını dinlemek olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek. Başkalarını dinlemeyen bir kişinin de ikna edilmesi ne yazık ki mümkün değil.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Manevi çöküş içindeki kimseler, herhangi bir ilke ya da etik değere değil ancak kendilerini fiziki olarak etkileyecek ölçüde, yani kendilerininkinden daha büyük bir güce saygı duyarlar. Ancak öyle bir güçle durdurulabilir ya da yön değiştirebilirler. Böyle bir değişimin de çalışma ortamında ancak geçici bir yarar sağlayabileceğini unutmamak gerek. Bu tür kişiler fırsat buldukları anda ya da yeniden yeteri kadar güçlendiklerini hissettiklerinde bıraktıkları yerden, ama daha kararlı bir şekilde planlarını uygulamaya koyulurlar. Böyle kişilerle çalışmak çok zordur. Her an raydan çıkmaya hazır bir tren gibi sarsılarak yol alırlar. Etik kurallar ve evrensel değerler açısından birlikte iş yaptıkları kişileri de çürütürler.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;Burak Kaya&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[reklam]&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description>
 <pubDate>Thu, 27 Sep 2018 11:30:15 +0000</pubDate>
 <dc:creator>burak</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">1508 at http://www.offcourse.com.tr</guid>
 <comments>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/manevi-bir-cokusun-en-buyuk-belirtisi-kisinin-yaptigi-isin-cok-onemli-oldugunu-dusunmeye#comments</comments>
</item>
<item>
 <title>Davranış Eğitimi</title>
 <link>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/davranis-egitimi</link>
 <description>&lt;div class=&quot;field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-items&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-item even&quot;&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.offcourse.com.tr/sites/default/files/egitim-mumkun-mu.jpg&quot; style=&quot;width: 640px; height: 422px;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Bu sabah tıraş olmak üzere berbere gittim. Berberin olduğu sokakta park yeri bulmanın zor olduğunu bildiğim için yer arayarak yavaş yavaş sokağa girdim. Bir dükkânın önünde bir boşluk vardı. Tabi onun önüne park etmeyi düşünmedim, çünkü esnafın işine engel olmamak gerekir. Ama hemen onun yanında bir boşluk daha vardı. Ben yavaş yavaş yanaştım ve orada ayakta durmakta olan uzun boylu, uzun saçlarını arkada toplamış siyah giysiler içindeki genç arkadaşa “Buraya park edebilir miyim?” diye sordum, ikinci boşluğu kast ederek. O da nazikçe “Oraya park etmezseniz sevinirim, engelli bir arkadaş geliyor oraya” dedi. Ben de yine nazik bir şekilde çok kısa kalacağımı, berbere tıraşa geldiğimi söyledim, bunun üzerine, genç yumuşadı ve anlayışla “Buyurun ağabey” dedi. Ben park ettim. İnerken kişiye teşekkür ettim. O da nazikçe yanıtladı. Sonra işimi bitirip geri döndüm, tam ayrılırken yine dükkânın önünde hareket halinde olan genç bana “Sıhhatler olsun!” dedi. Bu tablo böyle gelişmeyebilirdi. Ben sormadan pat diye boş yere girsem, o bana “orası engelli arkadaşın yeri” der ben ona “kardeşim boş sokağa da mı park edemeyeceğiz?” desem sonra kızsam, o da “esnafın dükkânın önünü kapatamazsın” dese? (öyle değil ama rahatlıkla diyebilir) Sonra o gerginleşse ben kızsam, bu küçük durum en iyi ihtimalle, benim yer bulamamamla ve sinirlenmemle sonuçlanır. Kötü senaryoyu siz düşünün.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Yanlış anlaşılmasın ben ne güzel bir davranış sergilediğimi anlatmak istemiyorum. Anlatmak istediğim bizim davranışlarımızın karşımızdaki kişilerin davranışlarını etkilediğidir. Hepimiz her zaman düşünceli hareket edemiyoruz. Hızlı ve dolu yaşam bizi zorluyor. Bir yerlere yetişmek ve bir şeyleri bitirmek sonlandırmak isteği bizi kısa süreli ilişkilerimizde hatta bazı zaman yakınlarımızla olan ilişkilerde de çabuk davranmaya itiyor. İşte hızlı ve sonunu düşünmeden yapılan eylemler veya ifade edilen sözler önce ilişkilerimizi sonra da yapmakta olduğumuz işi olumsuz etkiliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;span style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;[banner]&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Kâğıdın başına geçtiğiniz zaman ya da mikrofonu elinize aldığınız zaman bunun böyle olduğunu anlatmak ve davranışlarımıza dikkat etmek gerektiğini belirtmek kolay. İş, hayatı yaşarken karşılaştığımız zorlukta. Yani hangi durumda nasıl hareket etmenin doğru olduğunu herkes söyleyebilir, ama uygulayabilir mi, şüpheliyim.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Peki konumuz eğitimse soru açıktır: Bu davranış öğrenilebilir mi? Evet öğrenilebilir. Nasıl öğrenilir? Ne yazık ki öğretmeye teşebbüs etmek öğrenmeyi sağlamaz. Uzun sözler, öğütler ve doğru davranış hakkındaki konferanslar hatta benim yazdığım gibi olumlu/olumsuz örnekler, öğrenmeye çok az katkıda bulunur. Öğrenmeye daha büyük katkı veren bir yol var mı diye sorduğunuzu hissediyorum, evet var.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Biz öyle davranacağız, örnek olacağız; yakın çevremizdeki kişiler görecekler, anlayıp, algılayıp adını koyabilirlerse öğrenecekler, uygulayacaklar.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;O zaman yola devam: Her asansöre bindiğiniz zaman tanımadığınız bir kişiyi “Günaydın” diye selamlamanız aslında ona örnek hareketin ne olduğunu göstermenizdir. Böylelikle hem gülümsemesine hem de davranışı öğrenmesine büyük katkıda bulunuyorsunuz.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;Fuat Yalçın&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[reklam]&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description>
 <pubDate>Mon, 17 Sep 2018 07:32:11 +0000</pubDate>
 <dc:creator>burak</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">1503 at http://www.offcourse.com.tr</guid>
 <comments>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/davranis-egitimi#comments</comments>
</item>
<item>
 <title>Krizlerin İyi Tarafı (Olabilir mi?)</title>
 <link>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/krizlerin-iyi-tarafi-olabilir-mi</link>
 <description>&lt;div class=&quot;field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-items&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-item even&quot;&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.offcourse.com.tr/sites/default/files/ekonomik-krizlerin-iyi-tarafi-olabilir-mi.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Ekonomik krizler toplumları yoksulluğa sürükler. Yokluk daha az harcamak, daha az gezmek, daha az konsere gitmek, daha kötü beslenmek anlamına geldiği için uzun vadede bireyler ve toplumlar üzerinde bunaltıcı bir etkisi olabilir. Hele ki bütün bunlara bir de işsizlik veya iflas gibi sonuçlar eklenirse bu bunalım çok daha yıkıcı olabilir.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Peki krizlerin iyi bir yönü olabilir mi? Ben olabileceğini düşünüyorum. Kriz her şeyden önce kuralları açısından dayatıcıdır. Varlık zamanında ertelenen dersler, yoklukta zorunlu olarak öğrenilir, uygulanır.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Beslenmeniz dışarıdan gelen gıdalara dayanıyorsa ve paranızın alım gücü çok düşmüşse, yokluk size kendinizin üretmesi gerektiğini söyler. Kağıtla, kalemle, hesap makinalarıyla öğrenilemeyen bu basit gerçeği açlıkla öğrenmek kötü bir yöntem de olsa bir gelişme olarak düşünülebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[banner]&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Sürekli inşaat yatırımı yapıyor, elde ettiğiniz geliri gene inşaata yatırıyorsanız, artık satılmayan konutlar ve boş AVM’ler size başka alanlara yatırım yapmanız gerektiğini anlatır. Belki daha önce bunu söyleyenler çıkmıştır ancak sistem yürürken kendinize bahaneler üretmek kolaydır. İflas eden inşaat firmalarına bakarak bu gerçeği öğrenmek çok acı da olsa, sonuç olarak hiç öğrenememekten iyidir.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Ayrıca her krizin insanları ahlaksızlığa iteceğini, ekonomik kriz nedeniyle hırsızlığın artacağını söylemek de doğru değil. Toplumlar böyle dönemlerde bir dayanışma içine de girebilirler. Daha önceden küçümsedikleri üreticilere hak ettikleri değeri verip, yabancı markaların etrafında pervane gibi dönerken artık yerli yatırıma ve bilimsel eğitime yönelebilirler. Eğer bu yönde gelişmeler yaşanırsa krizlerin, toplumlar için yarar sağladığı bile söylenebilir.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Burada önemli olan nokta, krize karşı durmak değil, onu kabullenip bir an önce bu darboğazdan kurtulmanın yollarını bulmak olmalı. Krize karşın yanlışlarda ısrar etmek, dayanışma yerine belli kesimlere ayrıcalıklar tanımayı sürdürmek, liyakat yerine torpilci anlayışla görevlendirme yapmak krizi derinleştirmekten ve uzun vadede daha acı sonuçlar yaratmaktan başka bir işe yaramaz. Başkalarını suçlayarak sorumluluktan kurtulabiliriz belki ama krizden ve krizin sonuçlarından kurtulamayız.  &lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Hem ülkeler hem de işletmeler için kriz döneminde yapılabilecek en doğru atılım, kriz dönemini bir eğitim dönemine dönüştürmek, krizin nedenlerini doğru biçimde sorgulayıp bu dönemi yeni bir yol çizmek için fırsat olarak görmektir. Öğrenmenin ilk adımı eksikleriniz olduğunu kabul etmektir. Ayaklarınız yere bastığı anda yalnızca sizde değil çevrenizde de iyimser bir bakış açısı belirecektir. Eğer eksiğiniz olmadığına inanır ve krizlere neden olarak dış etkenler ve çeşitli bahaneler bulursanız kriz döneminden de bir şey öğrenmeniz mümkün olmaz. Krizlerle inatlaşmak, bu dönemin geçici olduğunu söylemek ve sonuçlarını inkâr etmek, belli bir süre sonra giderek yoksullaşan kitleler için fazla bir anlam ifade etmemeye başlar. İşler, tahmin edilenden daha hızlı bir şekilde, içinden çıkılmaz bir noktaya doğru ilerler.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;Burak Kaya&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[reklam]&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description>
 <pubDate>Wed, 12 Sep 2018 11:30:41 +0000</pubDate>
 <dc:creator>burak</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">1500 at http://www.offcourse.com.tr</guid>
 <comments>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/krizlerin-iyi-tarafi-olabilir-mi#comments</comments>
</item>
<item>
 <title>Eğitim mi Dediniz? Ne İşe Yarar ki, Hem de Kriz Zamanında?</title>
 <link>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/egitim-mi-dediniz-ne-ise-yarar-ki-hem-de-kriz-zamaninda</link>
 <description>&lt;div class=&quot;field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-items&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-item even&quot;&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.offcourse.com.tr/sites/default/files/egitim-kriz_0.jpg&quot; style=&quot;width: 600px; height: 400px;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Bilmek iyidir, öğrenmek daha iyidir. En iyisi ise bildiğini ve öğrendiğini davranışa dönüştürmektir. Bu davranışlarla eğer bir iş üretebiliyorsanız ya da ürettiğiniz işe bir katkı sağlayabiliyorsanız işte o zaman tam anlamıyla öğrendim diyebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Sokrates (gelmiş geçmiş en bilge kişi olduğu biliniyor) herkese soru sorarak, hem kendi zihnini açıyor, hem ayaküstü diğer insanların fikirlerini öğreniyor hem de bilmiyorsa öğreniyormuş, kendi adıyla anılan yaklaşımıyla. Bugünlerde ise pek öğrenmeye yanaşmıyoruz. Temel nedeni bilgiye ulaşmanın kolay olması diye düşünüyorum. Elinizin altındaki Google’a sordunuz mu hemen size yanıt veriyor. Doğru, yanlış belli olmaz ama bir yanıtı var. Her türlü bilgiyi sorabiliyorsunuz. Ha bir de nasıl yapılıyor göreyim derseniz aynı soruyu Youtube’a yazıyorsunuz. Orada da sorduğunuz konunun videolarını görüyorsunuz. Öğrendiniz mi acaba? Bir yemek tarifi ya da lastik değişimi gibi konuları görüp sonra deneyip daha sonra birkaç kez uygularsanız sanırım öğrenebilirsiniz. Ama “İnsanlarla ilişkilerimi nasıl geliştirebilirim?”, “Muhataplarımı nasıl ikna edebilirim?”, “Çatışmaları nasıl her iki taraf için de verimli kılabilirim?” gibi soruların yanıtlarını öyle bir kolay reçeteyle ya da internetten edinilen acil bilgiyle öğrenemeyeceğiniz, gerekli adımları duysanız dahi bunları hayata geçirmekte zorlanacağınız açıktır. Çünkü davranış değişiklikleri zaman ister. Yavaş yavaş ve belirli bir öğrenme sistematiği içine öğrenilen yeni davranışların sizi hedefinize götürecek bir alışkanlık haline dönüşmesi kolay değildir. Oysa internetten bakmak kolaydır. Sizi eğitim alma zahmetinden koruyacak düşünce kalıpları da hazırdır: “Zaten öğrenmek, aslında bilmediğini kabul etmektir.”, “Şimdi bilmediğimi görürlerse karşımdakilere mahcup olurum, güçsüz görünürüm.”&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[banner]&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Bir danışman şirket yöneticisiyle konuşmaktadır. Danışman, Yöneticinin anlattıklarını dinledikten sonra yöneticilerin ve çalışanların bazı yetkinlik eğitimleri almasını önerir. Bunu üzerine Yönetici umursamaz şekilde şöyle yanıt verir:&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;“Aman siz de; eğitime gönderiyoruz, öğreniyorlar sonra çekip gidiyorlar, yaptığım yatırım boşa gidiyor! Bu söylemin üzerine Danışmanın yanıtı sonrası Yöneticinin halini düşünmek bile istemiyorum:&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;“Haklısınız, eğitime gönderdiklerinizden bir kısmı ayrılabilirler, o halde siz tersini düşünün, hiç kimseyi hiçbir eğitime göndermeyin. Peki ya hepsi ayrılmaz ve kalırlarsa şirkette? O zaman ne yaparsınız?”&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Böyle öyküler eğitimin önemini vurgular, ama bence en güzeli eğitimin ne işe yarayacağını anlatan özlü sözlerdir.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Eğer hâlâ eğitim almak, yeni davranış değişiklikleri için yeni yetkinlikler kazanmak gereğini düşünmüyorsanız lütfen şu özlü sözü bir kez daha düşünün: &lt;strong&gt;IF YOU WANT TO EARN MORE, YO HAVE TO LEARN MORE&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Yani; daha çok kazanmak istiyorsanız daha çok öğrenmelisiniz.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Kriz mi yazıyordu başlıkta? Sahi kazanmak, kazanabilmek, krizin ilacı değil midir? Şakayla anılan “Eğitim şart” klişesi bazı konularda sizin için de geçerli olabilir. Öncelikle kendinizi bir düşünün ve hangi yetkinliklerinizi geliştirmek istediğinize bakın. Eğer çok eminseniz ve geliştirilecek bir yetkinlik göremiyorsanız kendinizde, amirinizden geri bildirim isteyin ve hangi yetkinliklerinizi (somut olarak) geliştirmenizi tavsiye ettiğini sorun.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Kendinizi tartmak konusunda yardımcı olmak üzere somut yetkinlik isimlerini bulabileceğiniz adrese bir uğrayın isterseniz: &lt;a href=&quot;http://www.offcourse.com.tr&quot;&gt;www.offcourse.com.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Yolunuz açık olsun&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;Fuat Yalçın&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[reklam]&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description>
 <pubDate>Sun, 02 Sep 2018 21:40:22 +0000</pubDate>
 <dc:creator>burak</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">1486 at http://www.offcourse.com.tr</guid>
 <comments>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/egitim-mi-dediniz-ne-ise-yarar-ki-hem-de-kriz-zamaninda#comments</comments>
</item>
<item>
 <title>Ekonomik Kriz mi Eğitim Harcamalarını Düşürüyor, Eğitim Bütçesinin Düşük Olması mı Krize Neden Oluyor?</title>
 <link>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/ekonomik-kriz-mi-egitim-harcamalarini-dusuruyor-egitim-butcesinin-dusuk-olmasi-mi-krize-neden</link>
 <description>&lt;div class=&quot;field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-items&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-item even&quot;&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.offcourse.com.tr/sites/default/files/egitim-kriz.jpg&quot; style=&quot;width: 640px; height: 400px;&quot; /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&quot;Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkıyor?&quot; sorusu gibi. Şimdi biraz daha ayrıntılara girelim.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Bir ülkenin bütçesinden eğitim harcamalarına ne kadar pay ayırdığını inceleyerek o ülkenin geleceği hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Birey olarak düşünürseniz, ailenin toplam gelirinden eğitime ayırdığı kısmına bakarak çocukların gelecekteki başarısı hakkında bir tahmin yürütmek gibi. İsterseniz bir örnek üzerinde düşünelim. Gelir olarak birbirine denk üç ailemiz olsun ve üç aile de aynı tutarda parayı çocuğuna harcamaya karar vermiş olsun.&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;İlk aile bütçenin %50’sini çocuğa bir araba almak için, %30’unu harçlık, giyim, kuşam ve %20’sini de eğitim harcamalarına;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;İkinci aile çocuğa ayrılan toplam bütçenin %50’sini eğitime, %30’nu harçlık, giyim, kuşam ve %20’sini de tatil harcamalarına;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Üçünü aile ise çocuğun bütçesinin %75’ini eğitime ve kalan %25’ini de diğer tüm harcamalarına ayırmış olsun.&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Üçüncü ailenin çocuğu biraz daha dar bir bütçeyle yaşamak zorunda kalsa da diğerlerine kıyasla geleceği en parlak olan çocuğun, üçüncü ailenin çocuğu olacağını söylemek herhalde yanlış olmaz.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;span style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;[banner]&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Ülkemiz açısından baktığımızda da çocuklarımızı nasıl bir gelecek beklediğini öngörebilmek için eğitim harcamalarına göz atmak en doğru seçim olacaktır. Burada genel eğilim, ülkenin eğitime ayırdığı tutarın GSYİH’sine oranına bakmaktır. Türkiye ne yazık ki bu oranlar açısından rekabet ettiğini düşündüğü ülkelere göre oldukça arka sıralarda yer alıyor. Ancak bu oranlar bile ülkemiz adına pozitif bir hata içeriyor. Şöyle ki;&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Ülkemizdeki yoğun nüfus nedeniyle kişi başına yapılan eğitim harcaması tutarı diğer ülkelere göre çok daha kötü durumda;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Gelir dağılımının bozuk olması, ülkedeki pek çok kişi için, kişi başına harcama ortalamasının çok daha altında bir eğitim harcaması anlamına geliyor;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Eğitim harcamalarının %7’lik bir bölümü Din Eğitimi Genel Müdürlüğü’ne ait. Dolayısıyla bilimsel eğitime ayrılan bütçe, eğitim bütçesinin daha altında;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Eğitimin evrensel düzeyde olması, başka ülkelerdeki eğitim olanakları, yabancı kitaplar, öğretmenler gibi dış kaynakların kullanılabilmesine bağlı. Bu da eğitim bütçesinin yabancı para olarak hesaplanmasını gerektiriyor. Ülkenin parasının değer yitirmesi bu tür harcamaların giderek azalmasına neden oluyor.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Şimdi bu bilgileri de aklımızda tutarak aşağıdaki tabloya bir göz atalım &lt;strong&gt;(*)&lt;/strong&gt;.&lt;/p&gt;
&lt;table border=&quot;1&quot; cellpadding=&quot;1&quot; cellspacing=&quot;1&quot; style=&quot;width: 426px;&quot;&gt;&lt;caption&gt;&lt;span style=&quot;font-size:18px;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Yıl: 2012&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/caption&gt;
&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;OECD Ülkeleri&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;strong style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Kişi Başı Eğitim Harcaması ($)&lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Lüksemburg&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;text-align: -webkit-right;&quot;&gt;22.545&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;İsviçre&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;17.485&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Norveç&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;15.497&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;ABD&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;15.494&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Avusturya&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;13.189&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;İsveç&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;12.742&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Hollanda&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;12.211&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Belçika&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;12.135&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;İngiltere&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;12.084&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Japonya&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;11.671&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Almanya&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;11.363&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Finlandiya&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;11.030&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;İrlanda&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;10.740&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Fransa&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;10.450&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Avustralya&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;10.347&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;İzlanda&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;10.287&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;G.Kore&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;9.569&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Yeni Zelanda&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;9.443&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;İspanya&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;9.040&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Slovenya&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;9.031&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;İtalya&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;8.744&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Portekiz&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;7.952&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;İsrail&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;7.903&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Çek Cumh.&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;7.684&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Polonya&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;7.398&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Estonya&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;6.878&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Slovakya&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;6.072&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Macaristan&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;5.564&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Şili&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;5.235&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Türkiye&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;&lt;strong&gt;3.514&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;Meksika&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;3.509&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt; &lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt; &lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;OECD Ort.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;10.220&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;width: 203px;&quot;&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;EU21 Ort.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/td&gt;
&lt;td style=&quot;width: 210px;&quot;&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;10.361&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/td&gt;
&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;(Türk Lirasının değerini koruduğu 2012 yılında bile Türkiye’nin sıralamanın en sonlarında yer aldığını düşünürseniz, paramızın dolar karşısında değer kaybettiği bugün ne durumda olduğumuzu daha iyi anlayabilirsiniz.)&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Ekonomik olarak en güçlü ülkelerin eğitim harcamalarında başta olmaları bir rastlantı değil. Güney Kore, Hollanda, ABD, Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin, geleceğin teknolojilerini üretmelerinin nedeni bu ülkelerin, eğitime ayırdığı kaynakları.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Ülkeler bazındaki bu yaklaşım, işletmeler açısından da benzer sonuçlar doğuracaktır. Eğitime az bütçe ayırmak, geleceğinden vazgeçmek anlamına geliyor. Bu yaklaşım krizleri doğuruyor, krizler eğitime ayrılan bütçenin daha da kısılmasına neden oluyor. Bu kısır döngü, eğitime önem vermeyen ülkeler/işletmeler için ekonomik krizleri kader haline getiriyor. Eğitimin değerini bilen ülkeler ise zenginleştikçe eğitime daha da fazla kaynak ayırarak aradaki farkı iyice açıyorlar.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;Burak Kaya&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;*OECD (2015), Education at a Glance 2015: OECD Indicators, s. 220&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[reklam]&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description>
 <pubDate>Sun, 26 Aug 2018 22:32:10 +0000</pubDate>
 <dc:creator>burak</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">1481 at http://www.offcourse.com.tr</guid>
 <comments>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/ekonomik-kriz-mi-egitim-harcamalarini-dusuruyor-egitim-butcesinin-dusuk-olmasi-mi-krize-neden#comments</comments>
</item>
<item>
 <title>Satış, Satış Yine Satış</title>
 <link>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/satis-satis-yine-satis</link>
 <description>&lt;div class=&quot;field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-items&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-item even&quot;&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.offcourse.com.tr/sites/default/files/napoleon-bonaparte-satis-satis-satis.jpg&quot; style=&quot;width: 600px; height: 408px;&quot; /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;Napolyon bugün yaşasaydı mutlaka satış satış, satış derdi. Çünkü satış olmazsa para olmuyor. Daha doğrusu kazançlı satışlar para kazanmanın ve uzun vadeli yaşayabilmenin ön koşulu. Satış bu kadar önemli olunca bu konu üzerinde biraz daha ayrıntılı durmanın gerektiğine inanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;Satıcıdan başlayalım. İster bir ürün, ister bir hizmet satın, ister bir bankada çalışın, ister bir sigorta şirketinde, ister bir kuaförde, ister bir beyaz veya kahverengi eşya satış organizasyonunda çalışın, sahip olmanız gereken ve ürün veya hizmetinizden bağımsız olan bazı özelliklere sahip olmanız gerekir. Birinci özellik ilişki insanı olmaktır. Yani insanlarla kolayca ilişki kurabilmeli, rahatlıkla onlara yaklaşabilmesiniz. İlişki insanı bu özelliklerinin yanı sıra, kendi bilgi, deneyim ve eğitim durumunun, görev ve makamının satış anında çok önemli olmadığını, müşteriye sağlanacak yararın ne olduğunu bilen, algılayan kişidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;İkinci özellik yine kendinizle ilgilidir. Konu&lt;span style=&quot;font-family:arial,helvetica,sans-serif;&quot;&gt;lara olumlu yaklaşabilmeli, iyimser olmalısınız ve ilk “hayır” da pes eden tipte olmamalısınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:arial,helvetica,sans-serif;&quot;&gt;Unutmayın “&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;font-family:arial,helvetica,sans-serif;&quot;&gt;Satış müşteri hayır dediği &lt;/span&gt;zaman başlar.”&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;[reklam]&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:arial,helvetica,sans-serif;&quot;&gt;Bir başka özellik ise tümüyle dış görünüşle ilgilidir. Bu özellik üç konuyu kapsar:&lt;br /&gt;
1-) Giyiminiz&lt;br /&gt;
2-) Yüzünüzdeki gülümseme&lt;br /&gt;
3-) Gözünüzün içindeki coşku.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;Satış guruları alıcının kararını ilk yüz seksen saniyede vermeye yatkın olduğunu söylüyorlar. O halde ilk etkiyi yaratmak için tek şansınız var, bunu kaçırmamalısınız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;Kendinizle ilgili bir diğer özellik de konuyu, piyasayı, ürünü ve müşteriyi bilerek konuşmanızdır. Bunun için hazırlıklı olmanız, olmazsa olmaz koşuldur. Hiçbir satış görüşmesine hazırlık yapmadan gitmeyin. Bırakın o randevu iptal olsun, bir kez daha randevu alabilirsiniz ama hazırlıksız giderseniz telafisi mümkün olmayan bir duruma düşme olasılığınız çok yüksektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;Satış görüşmelerinde düşülen en büyük hata satıcının çok şey anlatmak istemesi ve çok konuşmasıdır. Her konuda olduğu gibi burada da kantarın topuzunu kaçırmamak gerekir. Çok konuşan çok hata yapar. Daha da fenası söz bir kez ağzınızdan çıktıktan sonra onu geri alma olanağınız yoktur. Kendinizi, şirketinizi bağlayacak ve yapılması mümkün olmayan sözler verirseniz satışı yapsanız bile, çıkmaz sokağa girmeniz kaçınılmazdır. Bunun faturası bir şekilde şirketinize çıkacaktır. Aslında yapılacak iş basittir. Bırakın müşteri konuşsun. Bırakın rahatlasın, çünkü o rahat olduğu zaman ve kendini güvende hissettiği zaman ve sizinle bir ilişki kurmaya başladığı zaman satışı yapmanız olasıdır. İnsanlar konuşmayı sever. Bırakın o konuşsun, siz dinleyin. Çünkü o, konuşması sırasında hem biraz önce sözünü ettiğim konuma girecek, hem de size ipuçları verecektir. Sizin bunlara şiddetle ihtiyacınız vardır. Nedir bu ipuçları? Alıcı ne istiyor? Ne bekliyor? İhtiyacı nedir? Nerede bir darboğazı var? Sizin ürünleriniz ve çözümleriniz onun ihtiyaçlarını nasıl karşılar? Bir yandan o ipuçlarını verir bir yandan rahatlar, aynı anda siz tatlı ve anlayışlı gülümseme ve etkin dinleme ile ona katılır ve bu arada kendi konuşacaklarınızı yani müşterinin sorunlarını çözecek önerileri düşünme fırsatı ve zamanı bulursunuz. Kendine güvenli, çözümleri ve yararları içeren konuşmanız sırasında iyi seçilmiş sözcükler, hızlı düşünme yeteneği, ve vücut diliniz sizin fikrinizi karşınızdakine kabul ettirebilme, onu ikna edebilme ya da ona satış yapabilme konusunda ana etkenler olarak ortaya çıkacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;Satışın bir diğer tarifi de karşındakinin duygu ve düşüncelerini anlamak, ona katılmak ve çözümler sunmaktır. Aslında satış ister inanın ister inanmayın psikolojik bir işlemdir. Böyle olmasaydı herkes fiyat listelerini ve ürün özelliklerini yayımlar, müşteri de kendine en uygun olanı listeden, katalogdan, internetten seçer ve alırdı. Gerçek hayatta, ürün ve hizmetlerin büyük bir çoğunluğu açısından, böyle olmadığı için satıcının önemi büyüktür.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Fuat Yalçın&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style=&quot;color:#FF0000;&quot;&gt;Satışlarınızın gelişmesi için desteğe ihtiyacınız varsa bize yazın:&lt;/span&gt; &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href=&quot;mailto:fuatyalcin@eriksson-tr.com&quot;&gt;fuatyalcin@eriksson-tr.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-size:14px;&quot;&gt;[reklam]&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description>
 <pubDate>Mon, 06 Aug 2018 19:27:38 +0000</pubDate>
 <dc:creator>burak</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">1472 at http://www.offcourse.com.tr</guid>
 <comments>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/satis-satis-yine-satis#comments</comments>
</item>
<item>
 <title>Satışçılar İçin Farklı Bir Bakış Açısı</title>
 <link>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/satiscilar-icin-farkli-bir-bakis-acisi</link>
 <description>&lt;div class=&quot;field field-name-body field-type-text-with-summary field-label-hidden&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-items&quot;&gt;&lt;div class=&quot;field-item even&quot;&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.offcourse.com.tr/sites/default/files/satis-farkli-bakis-acisi.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Her satıcının kendisine sıklıkla sorduğu soru “Karşımdaki kişiyi nasıl ikna ederim?” sorusudur. Bu soru ister istemez bütün dikkati karşı tarafa yani alıcıya yoğunlaştırır. Herkesi ikna edecek ortak bir yöntem olmadığından iş bir aşamada alıcıyı anlama, ürüne onun gözünden bakma noktasına gelir. Kendi becerilerine, sattığı mal/hizmetin niteliklerine alıcının gözünden bakmak çoğu kimse için sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Başkalarının ürünü söz konusu olduğunda kolayca bulabildiğimiz kusurlar söz konusu olan kendi ürünümüzse bir türlü aklımıza gelmez. Genellikle işimize gelmeyen soruları sormayız kendimize. Oysa sonuç almak için konuya alıcının gözüyle bakmak gerekir. İsterseniz alıcının gözüyle bakmak için odak noktamızı nasıl değiştirebiliriz diye biraz düşünelim:&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[banner]&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Bu ürünü alıcıya nasıl satarım?&lt;br /&gt;&lt;ul style=&quot;list-style-type:circle&quot;&gt;&lt;li&gt;Alıcı bu ürünü neden benden alır?&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Piyasadaki en iyi ürünün bizim ürünümüz olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;ul style=&quot;list-style-type:circle&quot;&gt;&lt;li&gt;Piyasadaki diğer ürünlere göre artıları / eksileri şunlar…&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Sizi temin ederim ki … / Size söz veriyorum ki ….&lt;br /&gt;&lt;ul style=&quot;list-style-type:circle&quot;&gt;&lt;li&gt;Alıcı benim sözüme neden inansın ki…&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Sizin için en güvenilir olanı budur…&lt;br /&gt;&lt;ul style=&quot;list-style-type:circle&quot;&gt;&lt;li&gt;Olası riskleriniz şunlardır…&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Hemen almazsanız çok pişman olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;ul style=&quot;list-style-type:circle&quot;&gt;&lt;li&gt;Hızlı davranırsanız kazançlarınız şunlar olur…&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;En çok sattığımız ürün bu.&lt;br /&gt;&lt;ul style=&quot;list-style-type:circle&quot;&gt;&lt;li&gt;Geçen yıl için toplam satış adedimiz / pazar payımız şu kadar.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Sizin ihtiyacınızın şu olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;ul style=&quot;list-style-type:circle&quot;&gt;&lt;li&gt;İhtiyacınızı anlatabilir misiniz?&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Piyasadaki en uygun fiyatlı ürün bizim ürünümüz.&lt;br /&gt;&lt;ul style=&quot;list-style-type:circle&quot;&gt;&lt;li&gt;Piyasadaki aynı fiyat aralığındaki benzerlerine kıyasla bu ürünün avantajları şunlar.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Bu bakış açısı öncekine oranla daha az konuşan, daha çok dinleyen bir satışçı profili ortaya çıkartıyor. Satışçı açısından değerlendirdiğimiz zaman önceki bakış açısına oranla alıcı hakkında daha fazla bilgiye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu bilgi iyi bir analiz sonrasında en iyi çözümü sunabilmenin de anahtarıdır. Diğer taraftan bakarsak Alıcı da bir önceki bakış açısına kıyasla hem Satışçı hem ürün hem de marka hakkında çok daha fazla bilgiye sahip oldu. Bu da Alıcının Satışçıya daha fazla güvenmesi anlamına gelecektir.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;Son olarak değerlendirdiğimizde Satışçının yeni bakış açısının öncekine oranla daha fazla satış getireceğini tahmin etmek yanlış olmaz.&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;&lt;strong&gt;Burak Kaya&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class=&quot;rtejustify&quot;&gt;[reklam]&lt;/p&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description>
 <pubDate>Mon, 06 Aug 2018 19:07:53 +0000</pubDate>
 <dc:creator>burak</dc:creator>
 <guid isPermaLink="false">1471 at http://www.offcourse.com.tr</guid>
 <comments>http://www.offcourse.com.tr/tr/blog/satiscilar-icin-farkli-bir-bakis-acisi#comments</comments>
</item>
</channel>
</rss>
