Yöneticiniz Karar Verirken Duygusal mı, Rasyonel mi Davranıyor?

Günümüzde hangi iş koluna bakarsanız, profesyonellik adı altında duyguların biraz geri plana atıldığını görebilirsiniz. Hatta bazılarının işi bir adım daha ileri götürerek, duyguları insanın zayıf tarafı gibi görmeye başladığına bile tanık olmuşsunuzdur. Yalnızca iş dünyasının sorunu değil bu, örneğin çok uzun zamandır yayınevleri yeni şiir kitabı basmıyor. Gerekçelerinde de sonuna kadar haklılar: Şiir kitapları satmıyor. Eski şairlerin ünlü kitapları dışında yeni bir şairin ya da şair adayının kitap bastırması çok güç. Çünkü şiir artık eski değerini yitirmiş görünüyor.

İş yaşamına geri dönersek diğer adaylara göre daha rasyonel davranan, daha analitik düşünen, rakamlar ve istatistiklerle daha çok haşır neşir olan kişiler, yönetici olarak daha fazla tercih ediliyor. İyi bir yönetici dediğimizde gözümüzün önüne karar alırken duygularının etkisinde kalmayan, işletmenin kârı için sert kararlar alabilen, biraz katı bir insan geliyor.

Bugün bir mülakatta karşınızdaki yönetici adayı için şöyle bir senaryo hazırladığınızı varsayalım: Dünyadaki gelişmelere bağlı olarak A. Firmasının maliyetleri gün geçtikçe atmaktadır. Firma sahibi yöneticileri yanına çağırarak her bölümdeki personelden belli sayıda kişinin -işe en son alınanlar ve performansı en düşük olanlardan başlayarak- işten çıkartılmasını istemiştir. Patron, eğer bu yapılmazsa birkaç yıl içinde firmanın iflas edip herkesin işinden olma olasılığına dikkat çeker. Yöneticilerden biri olarak böyle bir durumda kalsanız ne yapardınız?

Aklın yolu bir, pek çok kişi tüm bedeni yitirmektense daha sonra yenilenebilecek bir uzvun kaybını daha makul görecektir. Böyle bir durumda duygularıyla hareket etmenin yöneticiler için bir eksiklik gibi algılanacağını düşünen yönetici adayları daha rasyonel, hatta biraz sert bir rolü benimseyeceklerdir.

Şimdi birincinin devamı olacak ikinci bir senaryo daha yazalım. Bu sefer de firma sahibi, yöneticileri çağırarak işlerin yeniden açıldığını ve siparişlerin arttığını ancak daralan kadroyla işleri yetiştirmenin mümkün olmadığını söylemiş olsun. Patron şu anda yeni birilerini işe almak istemediğinden, belli bir süre herkesin özveri gösterip daha uzun süreli ve daha yoğun çalışmasını istemektedir.

Şimdi roller değişti. Daha önceki katı tutum bu senaryoda işe yaramayacak. Duygusal bir konuşma yapsanız insanlar bunu inandırıcı bulmayacak, çünkü dün takındığınız katı ve acımasız tutum, bugün insanların duygularına hitap etme şansınızı daralttı. Eğer zorlayıcı olursanız, çalışanlarınızın açılan piyasa koşullarında işten ayrılıp, başka bir firmada iş bulma şansı yüksek. Özveri istemek için özveride bulunmak gerek ancak siz dün yönetici olarak çalışanlarınıza göstermediğiniz bir anlayış ve esnekliği bugün onlardan isterseniz çalışanlarınız da sizin samimiyetinizi sorgulamaya başlar. Ne yaparsanız yapın, iki senaryo arasında tutarlı davranmak zorundasınız.

Yöneticiler çalışanlarla duygusal bir bağ kurmazsa, çok önemli bir hareket alanını kaybederler. Aynı şekilde sadece duygulara seslenerek tüm işlerin üstesinden gelmek de mümkün değildir. Başarılı bir yönetici çalışanların duygusal dünyasıyla iş yaşamının sert koşulları arasında bir denge kurabilmelidir. Öyle ki çalışanlar bir gün bu esneklikten yararlanırken diğer gün de zorunda olmadıkları bir konuda çaba harcayıp, özveride bulunabilsinler.

Hem kendi üstündekilerin hem de altındakilerin güvenini kazanmış bir yönetici işyerinin sigortası gibidir. Özellikle genişleme, daralma ve değişim dönemlerinde bu türden yöneticilere büyük gereksinim duyulur. 

Burak Kaya

Not: Empati Eğitimine katılarak bu konudaki yetkinliklerinizi artırabilirsiniz. OffCourse'la dünyanın her yerinde, kişisel bilgisayar, tablet veya akıllı telefonunuz üzerinden eğitim alabilirsiniz.