Siz de “Yapıyor Olacağım” Diyebilirsiniz

Ben işe başladığım yıllarda bu ‘Yapıyor Olacağımcılar’ henüz ortalarda yoktu. Şimdi hayal meyal anımsıyorum da gerçekten çok güzel zamanlardı. Yeni kuşak inanmayacak belki ama o devirde ertesi gün bir yere posta göndereceğimizi ifade etmek istiyorsak “Yarın gönderiyorum” veya “Yarın göndereceğim” diyorduk. Biraz kuyruklu laflar etmekten hoşlananlarımızsa, en kötüsünden “Yarın göndermiş olurum” diye havalı konuşuyorlardı. O dönemde bu ‘Yapıyor Olacağımcılar’ ihmal edilebilecek kadar az sayıdaydı. Ancak nereden geldiği belli olmayan bu kalıp, önce bir virüs, daha sonra bir salgın hastalık gibi ofislerde yayılmaya başladı. 2000’li yıllara geldiğimizdeyse artık her iş ortamında “gidiyor olacağım’, ‘konuşuyor olacağım’ gibi ifadeler sıradan hale gelmişti. Ancak iş ne yazık ki burada bitmedi, hatta öyle bir hal aldı ki, artık böyle konuşmayanlar dışlanır oldu. İşe yeni girenler, tuvaletin yerinden önce bu kalıbı öğrenmeye başladılar.

Tabii iş yaşamındaki bu yeni dile alışanlar ev ortamında bocalamaya başladılar. Pek çoğunun anne babaları, dilde yaşanan bu önemli gelişmeden habersiz şekilde dört duvar arasında, hâlâ bildikleri eski sözcüklerle iletişim kurmaya çalışıyorlardı. Bugüne kadar yazılıp çizilmedi ama işte o dönemde, evlerde çok büyük dramlar yaşandı. Çocuklar annelerine, anneler çocuklarına derdini anlatamaz hale geldiler:

- Kızım sofra hazır, gel yemeğini ye, sonra istediğin kadar çalışırsın.

- Anne birazdan geliyor olacağım, şu an emailleri forvırtlıyorum.

- Ne alacan ki kızım, her şey hazır zaten.

- Alacağım demiyorum, geliyor olacağım diyorum.

- Gelin mi olacaksın?

- Geliyor olacağım.

- Yani gelecek misin, gelmeyecek misin?

- Yahu niye anlamıyorsun ki, geleceğim diyorum işte.

- Kızım sen de insan gibi söylesene. Geleceğim diyene kadar yemeğin soğudu.

Tabii evlerdeki bu durum belli oranlarda iş ortamına da yansıdı. Plazalarda bu yeni kalıbı kullanma konusunda çok becerikli insanlar olduğu gibi, özellikle belli bir yaşın üstündekiler, uzun süre bu yeni kalıba alışamadılar. Biz gene de başarılı ve yetenekli insanlardan örnek verelim. Bu kişiler kısa zamanda öyle bir sıçrama yaptılar ki, sıradan vatandaşla kopma noktasına geldiler:

- Efendim, yarın gönderiyor olacağımız kargoyu aldıktan sonra görüşüyor olabilir miyiz?

- Bir daha tekrar edebilir misiniz? Hepsini birden becerebileceğimden emin değilim.

- Kargoyu alınca bizi arar mısınız?

- Tabii ararım. Sonra ne yapayım?

- Tamam diğer tarafları ben hallediyor olacağım.

- Ben kargo gelince sizi ararım ama başkasına karışmam.

Elbette en büyük zorluklar Müşteri İlişkileri bölümünde yaşandı. Ofisteki yeni dili henüz bilmeyen sade vatandaş ile Müşteri Temsilcileri arasındaki köprüler birer birer yıkıldı:

- Efendim, bir dakika bekletiyor olacağım.

- Pardon?

- Bir dakika hatta bekleyebilir misiniz? Hemen dönüyor olacağım.

- Yani sizin ne olacağınızı bilemiyorum, benim sadece bir sorunum vardı.

- Efendim, iki dakika içinde konuşuyor olacağız.

- Lütfen ama ben direkt konuşmak istiyorum.

- Peki, buyurun, sizi dinliyorum…

Henüz böyle konuşmayı beceremeyenler hiç endişelenmesin, zamanla öğreneceklerdir. Ben de zor öğrendim. Bir gün, bunları yazıyor olabileceğim aklımın ucundan bile geçmezdi.

Burak Kaya

Not: Yüzyüze ve online eğitimlerin birlikte yürüdüğü Offcourse eğitimleri hakkında bilgi almak için hemen bize ulaşın: info@offcourse.com.tr